1 Aralık 2009 Salı

Sanat benim için lan

Nedense uzun bir zaman sonra buraya giriş yaptığımda bir last efem aparatı eklemek geldi. Heveslendim az biraz bakındım lakin hic uğraşmak için gereken sabıra sahip olmadığımı farkettim. Az yazı yazalım hocu dedim obsidieth'in melodileriyle gazı almışdıktan sonra.
Kafamda yazacağım bir dolu şey var aslında da o kadar alakasızlar ki hangisinden başlayıp hangisiyle bitireceğime karar veremiyorum. Gene götümden sallıyormuşçasına yazacağım o yüzden affedivirin. Çok mal bi saatte uyandım ve gene istemeden gördüğüm rüyayı isteyerek yazdım. Hakkaten ruyalar hakkında yazmaktan sıkılmayacağım lan heralde. Saçmalık derecesinde derinlik nasıl bir kavramdır ve bunu, kendi tanımından daha saçma birseş idrak etmeni sağlıyor. 2 saat uyudum ve bin tane (7tane filanmış) üzerinde düşündükten sonra kendime ders cıkarabileceğim olay gördüm. Ya da üzerinde düşünülmeye değecek diyelim. Zaten asıl görevlerinin insanın kendisiyle ilgili birşeyleri farketme ihtimalini vermek olduklarına inanıyorum (rüyaların lan). Düşünülmeye değer olduklarına inanıyorum yani. Aynı zamanda böyle evrensel rüya denilebilecek kavramlar da var. Olm işte sen de görüyomuşsun yüksek bi yerden düşüyon tam yere çarparken uyanıyosun dimi ne acayip lan_ veya http://www.thisman.org/intheworld.htm gibisinden. 2. örnek gerçek olmadığına inandığım siktiriboktan birşey işin aslı ama tarafız bir insan olduğum için şeyettim. Böyle rüyaların gören insan tarafından tanımlanmasının mümkünatına inanmıyorum, farkettirmek istedikleri şey evrensel gibi geliyo çünkü. Ama bireyin geçmişinde unuttuğu soğuk, güzel ve zevkli anıyı lezzetlice pişirip dumanı üstünde getiren garsona benzediğini de inkar edemessin lan, ya da geçmişindeki pis, leş ve acılı anıyı daha da iğrençleştirerek önüne fırlatan dönerciye benzediğini. Anlamsızca ne diye pişirsin dimi? Bakmayı bilen gözler için, okumayı bilen zihinler için hayvan gibi self improvement gizlidir ruyalarda_ buna inanırım ve buna güvenirim.
Zırt diye bambaşka bir konuya geçiyorum nefretim yüzünden günah çıkarmak istercesine. Geçen sevdiğim bir insanla (hatta 2) dert yanışımız oldu. Konu ipini koparanın yarak gibi deviantartta at koşturması; forumlarda, sözlüklerde hayvanat gibi şevkle kendinden geçmesi. Ama asıl konu bunu en iyi şekilde yaptığına inanması. Lan arkadaşın, sevdiğin, değer verdiğin insan. Deviantartına bi giriyosun çay içerken, gün batarken, mahzun poz verirken, cesur, iddialı, neşeli poz verirken fotoğrafları, ya da böyle insanları, arkadaşlarını, sağolsun, ölümsüzleştirmesi. Bunu yaparken ben sanat yapıyorum efsane fotograf çekiyorum anlamayanın mnskym demesi çok üzücü lan. Eleştirmen veya hayvan gibi kritik yapabilen insan değilim tabi de bi boka benzemeyen fotografını elinde kaliteli bir makinesi olan,objektifi nereye doğrultcağını ve deklanşöre nasıl basılacağını bilen herkes çeker imansız. Atarlandım, baştan güzelce ve genelce açıklayacağım.

İnsanların genel kolaycılık huyu sanatta da geçerli, ama bununla sınırlı kalmaması benim gözümü seğirttiren nokta. Bugün birçok türk gencinin sokakta elde makine takılması (isveçli bilim adamlarının yaptığı araştırmalara göre universiteye giren her 3 gençten biri üni hayatı boyunca elinde makineyle artizliğini yapmıştır), ağaç altında not defteriyle oturup amerikan gençlik filmi karesi oluşturması, üç akor bilen yağlı saçlı elemanın gitar çaldığını söylemesi kolaycılığın hayvan gibi bir U dönüşüyle cehalete dönüşmesinden ötegelmektedir( hadi buyur). Öte yandan bakınca sergilerin açılışlardaki beleş içki-kanepe ikramı için dolduğu görülüyor (berkeye selam ediyorum burdan). Sevgiliyle izlenen nuri bilge ceylan filmi sırasında iki taraf da sıkıldığını belli etmemeye çalışıyor, öte yandan ıssız adam diye sikik bi hikaye "izlenebilir ve romantik" bi film olduğu için quasi-entellerin (evet latince seklimi yaptım) ilgi odağı oluyor, müzikleri falan "eski ve değişik" olduğundan bayağı iyi satıyor (ne cukka yaptı yahu yapımcı, helal olsun). Müzik desen birbirinin benzeri gruplar aynı şeyleri çalıp duruyorlar barlarda, yeni bi halt yok. elif şafak okuyan, beat kuşağı nedir bilen,3 tane küçük iskender şiiri okuyan kendisini edebiyat dünyasını takip eder addediyor falan. Yüzeysel sılaş kolpa olarak sanat adına yapılabilecek ne varsa, hem icracı hem takipçi olarak, türk genci de onu yapıyor aslında. ama ortalık kalkık götten geçilmiyor, birer birer tekme atmakla da bitmeyeceğini biliyorsun ne yazık ki.
Fotoğraf bir sanat türü, kabul ediyorum. Çok profesyonel gözle bakamasam da gerektiğinde takdir ettiğim bir sanat türü (performans sanatı bilmemne gibi sikindirik olarak değerlendirmiyorum yani). Ama işaret parmağıyla deklanşöre basma kabiliyetine sahip her insanın sanatçı triplerine giriyor olmasını benim havsalam almıyor. Sevgili vampiredwardinorlandobloomout, sevgili pinkfloydaşmışgrupabibambaşkayımben, sizlerin yaptığınız şey sanat olmuyor, deklanşöre dokunup objektifin açısındaki bir kareyi dondurmak aslında o. Dünyanın en basit karesini ölümsüzleştirerek, belki de utanmadan 3kuruşluk fotoşop bilginizle oynaşarak yarı-aydın diğer gençlere bastığınız havayla, açılı self-portrait çekip facebook'ta aldığınız like'larla, ne bileyim, tripodu kurmuş başında beklerken sizi çeken arkadaşlarınızın fotolarını "abi süper eheh" diye överek sanat yapmış olmuyorsunuz, "ben sanatçıyım, genel kültürüm hayvan gibi geniş, sizi pis cahil cühela takımı, sktirin" triplerine girince de komik oluyorsunuz ancak. Ama gülemiyorum çünkü bazılarınız içimi buruklatıyor,o an size değer verdiğime sevinemiyorum ne yazık ki.
Gitar diyelim, kendimizden geçelim: Ulan ben de havamı atmak adına kasıla kasıla gezindim zamanında da geçtik artık, dalgalandık da durulduk beybi. Küçüklere, yeni başlayanlara bişi demiyorum onun için, şanındandır gitarcılığın bu hava atma işi de yaşını başını almış, belli bir hikmet seviyesine ulaşmış yarak kafalı dallamanın elinde cort x2 ile james hetfield, ibanez rg350 ile steve vai kesilince benim tepem atıyor arkadaş. Zaten çalıp çalabildiğin ya power chord ya da parmak alıştırmasından apartılmış ezber solo, arkadanda çalanları duymuyorsun bile, girmiş birbirine davulla bas, sen gidiyosun hala sikinin seni yönlendirdiği yere... Sonra gelip utanmadan "aabi bi konser verdik, yardık ortamı varya kızlar böyle açtı memeleri mınakoym..." Lan hayır burda da utanmadan gülemiyorum, çünkü bunu yapmaya hazır kızlar var cidden. Vereceğim sır şudur kanki: memelerimi göstercek olsam dünyanın en kasıntı cahili olduğunu örneklerle pekiştirmekten bıkmayan embesillik timsali andavalı bu iş için seçmem. Kızlardaki şu backstage hevesini anlayamadım oldum olası ama boyle adamlardan daha iyisini de bulursunuz lan, sizden yüz buluyolar yemin ediyorum ya.
Çok atarlı yazı oldu, objektif bakış açımı kaybetmiş olabilirim kimi yerlerde, sikimde de değil gayet. Milyon tane buraya koymalık resim bulabilirim ama hiç uğraşmak istemiyorum bu kadar konuştuktan sonra. Onun yerine xenjyr'ye saygılarımla az ekleme yapacağım:

Artık insanların hit artırmak adına afedersiniz ama amını götünü çekip koyduğu sitedir. Bu eskiden beri böyleydi ancak son zamanlarda cidden boku çıktı artık. Yetişkin içerik filtresini açıyorum ana sayfaya tıkladığımda nerdeyse bütün fotoğraflar engelli, filtreyi kapatıyorum bu sefer her yer delik kaynıyor. Erkeklerde farklı değil. Sikinin fotoğrafını çekip "lonely" diye başlık atan dünya abazalarıyla kaynadı site. Kendini telefonla çekipte oraya koyanlara ise hiç bir lafım yok. Bu mu lan sizin sanat anlayışınız. Sadece cinsel organı çekip koymak mı sanat lan? Komple çıplak (nü o abi yeaaa hiç bilmiyon sanat) fotoğrafa sanat demek bile yeterince salaklıkken sadece cinsel organın içerdiği kareyi oraya sanat diye koymak ne mantıktır efendim? Gidin kırk bin tane sikimli site var oralara koyun fotoğraflarınızı. Deviantart gibi bir siteyi ailelerimizin yanında açamaz olduk lan. 5000 km ötedeki ülkede cinsel organının fotoğrafını koyan kadının fotoğrafına belki verir diye "perspektifi sevdim xD" şeklinde yorum yapan zihniyet ayrı bi dert. bıktım artık sikeyim böyle sanat anlayışını.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder