Hunter-Killer
Göğsümde dayanılmaz bir ağırlık, içindeyse kapkaranlık bir çürümüşlük.. İşte; kararan bir gün daha doğuyor cünkü, kalbimi ayaklarının altına alan ve bana layık bir şarap hazırlamak için üzümleri itinayla eziyormuşçasına tüm hislerimin üzerinde yalınayak zarifçe dansediyor… Beynim?? Ordamısın hala?? Tüm bedenimin karıncalandığını hissediyormusun??
Peki ya sen?? (Kendimle değil seninle konuşuyorum herhalde manyak mıyım ula ben??) Kendi ölümünü anlatabilir misin? Mezarının manzarasını ya? Merak ediyor musun?? Çöküşünü görebiliyor musun?? (kaboom, rüzgar esti iskambil kagıtların devrildi beybi). Bir sona (iyi ya da kötü) ne kadar yakın olduğunu peki?? Kendini çürüttüğünü fark ettin mi? Bütünüyle bir iğrencliğe sahip olduğunu ama dışarıya yalnızca bedeninin parfüm sıktığın yerini koklattığını?? Hiçbir inanca sahip değil, yada inancını elinden alabilecek herşeye sahip (wtf ?)… Hiç hiçliği hissedebildin mi içinde? Hiçliğin içine girebildin mi? Orada oturup güzel bir içki içtin mi? Klozete kafanı soktuğunda delikten içerisini görebildin mi? Sana bakan ve senin mahvettiğin suratını? Sordun mu o surata kendini ne hale getirdiğini, onu neyin bu hale getirdiğini, bundan sorumlu olan için neden bedeninden geri kalanı hala vermek istediğini; içindeki karafatmaların, hamamböceklerinin, vebalı farelerin ve aidsli piranaların onu yemesine neden hala izin verdiğini? (hit me baby one more time cıktıscıktıs) Mutluluk ve acı ,huzur ve iskence (hello mate; i wanna play a game). Neden korkuyorsun o kelimeden artık? Kaybettiğin için uğruna ağlayacağın birşey kalmadığında ölüm… çok mu uzak? Sefil, sürünen ve acı dolu bir kalple seni düşünüyorum beloved.. Düşüncelerin karambolünde, şarampole yuvarlanmış bir arabanın, kaza olmadan önce geldiği yöne doğru ilerleyen tekerleği gibisin, arabayla kalmamak icin uygun zamanı bekliyormuş gibi (iltifat ettim korkma)… Acını hissediyorum ve sana acıyorum… ve sana açıyorum arkana bakmak zorunda kalmadan geçip gidebileceğin bir kapıyı…iyi de ne için yaptım sanki boyle bir şeyi? Uçurumdan itmen, ters yöne koşan 2 ata ellerimden ve ayaklarımdan bağlayıp beni sevmediğini söyle diye yalvarman için ve adını tekrarlamaktan uyuşmuş dudaklarımdan sadece fısıltımla ve özlemle sarmalanmış; o bedenimi cürüten ve her gün ruhuma arkadan bakıldığında belli olmayan bir kurşun deliği bırakan tekerleme cıkıyor; ’seni seviyorm beloved’… Ama o uçurumdan atlamaya razı oluyorm en sonunda (goodbye cruel world). Seninle olamam anlatamıyor muyum? (tabiî ki hayır) Kanser var kalbimde, senin neden olduğun bir tümör yüzünden ama sen olmadığın icin büyüyüp kansere dönüşen ve kalbimden tüm vücuduma yayılan. Yarının garantisini nasıl verebilirsin?? Gideceğimi biliyorum, bir gün geri döneceğimi de… Peki ya sen..? Gideceğimi bilmiyor musun? Bir sabah uyandığımda hiçbir şey hissetmeyeceğimi…?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder