7 Temmuz 2009 Salı

Revision: deluxe edition: Part 1

Tanrı olmasaydı tüm insanlar hatasız olurdu…

Geçmişin karanlığına gömülmüş siyah beyaz hatıralar…Acıklı bir sesle dirilişini arayan beynim bana sadece ‘senin ilaçların gerekli’ diye homurdanıyor. Kendime bunu defalarca söylemekten bıkmadım sanırım… Kendimi bulduğumda da söyleyecek pek bir şeyim kalmayacak herhalde. Tedavi oluyorum sedyeli yatağımda.. Tekerlekleri ruhumu geçmişe, arkamda bırakmak için ölümün bedenimle beraber bilincimi almasını tercih ettiğim zamanlara götürüyor. 4 duvar etrafımda, ama sedye gitmeye devam ediyor. Yatak duruyor, ruhum ise kerpetenle çekilmiş bir dişin kırılganlığını almış gibi bir köşeye oturmuş, ellerini başına koyup ’hepinize lanet olsun’dermişçesine bakıyor _lanet olsun bize; bana ve sana.. Kendini kendinden soyutlayıp bir bakabilsen ‘sana’… Kabullenebilsen insanın empati kuramayacağı tek kişinin kendisi olduğunu. Bir aşığın (yada bir beyinsizin) yalnızlığı; yazın o esmesi için dua ettiğiniz hafif meltemde kıpırdanmaya çalışan ağacın yaprakları gibi… Bankta dizlerini göğsüne çekmiş; öyle yalnız, öyle mahsun… Öfkeyle bir tiksintinin ortasındaki çaresizliğin psikozunda, umudunu gömdüğü ve gözyaşlarıyla örttüğü çukuru arıyor, yine aynı korku ve telaşla…Cümlelerin arasındaki pişmanlığı çekip almak için çok uzun bir dönem aslında, cesaret olsun yada olmasın_ Çünkü herşey o kadar da karmaşık değil, bazı şeyleri itinayla darmadağın etmelisin…

Bu bir takıntı değil, yitirdiğim tek şey zamansal bir paradoksta kaybolmuş umutlarım ve diğerlerine duyduğum sevgi degil yalnızca. Anılar geçmişteki o ilizyonistik dönemde pek de önemli sayılmaz ne de olsa. Oysa ki bunları unutmak, herşeyi büyütmeyi engellemeye calışmak, yaşamın sana çektirdiklerini irdelemeyi bırakıp yalanlara inanmayı tercih etmeyi düşlemek
–believe the lie- Sefalet budur, zenginlik budur. Bu zenginlik de beyni büyüdükçe ölen köpekleri kurtarmaya calısmak kadar caresizliktir. Harcayamayacağın kadar çok paran olmasını mı, harcamak için mutlulukla ve beklenti dolu gözlerle geleceğe bakmanı sağlayacak kadar sevgin olmasını mı tercih etmek gerekir? İşte zenginlik budur, lakin sefalet bu değildir. Çaresizlik, umutsuzluk yada karanlık…Sessizlik gene dört duvarımda dayanılmayacak yankılar yapmaya başladı. Mezarımda düşünebileceğim herşeyi düşündüm ve cehennemi coktan yaşadım beloved! Umut… tünelin ucunu görebilenler için insanı ısıtmayan bir ışık yalnızca. Ölümün icinde yaşam ise; dünyadaki bir tan vakti kadar kısa_ Her gece, yarın güneş doğduğunda dirilmek üzere işkence çekerek öleceğimi biliyorum... Kabullenmek her geçen gece biraz daha kolaylaşıyor bu yüzden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder