25 Ağustos 2009 Salı

Cancer Sticks

Bu öyle birşey ki, aynen sigaraya ya da herhangi bi boka bağımlı olan bağımlılığını sona erdirmek gibi. Yanımda olduğu zaman herhalde aldığım her nefeste hissettiğim zevki sürdürmek tek amacımmışçasına ölene kadar içerim, olmadığındaysa tavana bakarak, onun yokluğunu hissederek boş yere başka şeylere odaklanmaya çalışırım. Ne kadar çaresiz olduğunu asla kabul edemeyeceğin gerçeği gibi, bu yokluğun etrafını sardığı zamanlarda düşüncelerinin söz geçiril(e)meden ona yönelmeleri, etrafındaki insanların sigara dumanını ciğerlerine çekmek gibi. İçtiğin zamanları hatırlatan, anlık, acı veren, -yet- bir zamanlar farkında olarak çektiğin her nefeste aldığın hazzı hatırlatan enfes bir aroma. Böyle zamanlarda elin titreyerek artık bıraktığın sigaranın seni daha çabuk öldürmesini dilerken yapabileceğin tek şey durup etrafına bakmak herhalde. Ama sigaranı yakıp derince bir nefes çekerken bakmak lazım. İnsan nedense bazı guzellikleri yanında belirli bir güzellik olmadan göremiyor.

Burasını biraz uzatmak istiyorum. Her insanın kendine has zevkleri, kendince güzel renkleri var tamam. "Aslında çok süper kız yeaaa"; "Ya evet ama dışardan öyle gözüküyo, tanıdıkça farkediyosun ne kadar hoş çocuk olduğunu." Ebenin amı ama. Bazı güzellikleri de sadece bizim gördüğümüze inanıyoruz/inanmak istiyoruz, yada kendimizi kandırıyoruz (eş anlamlı lan hepsi). Belki de öyle değildir bilemedim, bu tespiti yapacak son insan benim herhalde. Demem o ki bazı seyleri kendi başımıza farkedemiyoruz. Gülleri sevmeyen bir insan neden sevmediği konusunda bi sürü şey sıralayabilir farzımisal. Ama bir gün biri ona koklatırsa yada bir süre oturup izlemesine neden olursa gülü, ancak o andan itibaren sevdiğini-sevilesi oldugunu farkeder. Burayı da kesip başka bir yeri uzatmaya gidiyorum. Komple mal edecem yazıyı.

İnsandaki sevgi kavramı değil anlatmaya başlayacağım, baştan söyleyim de sonra ebeme sövmeyin. Benim diyeceğim aşkın başka bir yüzü. Evet böyle cümleler kurarak ne kadar bir aşk adamı olduğumu anlasın herkes istiyorum. Birinden hoşlanıyorum (hihi), vakit geciriyoruz, onu sevmeye başlıyorum, vakit geçiriyoruz, ona aşık oluyorum en sonunda da bolca bir vakit geçiriyoruz. Neden seviyorsun bu kadar diye soran dallamalara tabii ki de milyon sebep sıralayabilirim. Çoğu da beraber parkta çimenlerde yatarken burnumu ayçiçeğiyle gıdıkladı ehu ehu gibi romantik saçmalıklar olur. Ve bu tabii ki de doğrudur çünkü o gün hava çok güzeldir çimen çok yumuşaktır filan. Hayatın böyle neşe dolu mütüş detaylarını yaşadığını farkettiğin zamanlarda ya da yaşadığını farkettiren insanın yanında olduğun zamanlarda hissettiğin mutluluk o insan gidince tabiri caizse elinde patlıyor. Ulu Cağdaş'ın deyimiyle kasvetli bir melankoliye sürüklüyor insanı. Ama insanın bu durumdayken asıl özlediği şey biricik sevgilisi olmuyor. Sevgiyi özlüyor lan insan. O çimenleri özlüyor, ayçiçeklerini özlüyor ama onunla yattığı çimenleri ve onun elindeki ayçiçeğini özlüyor. Çünkü bazı şeyleri özel kılan onunla yaşamış olması. Çünkü bilinçaltında sefil bir şekilde biliyor ki o olmadan ayçiçeklerinin tek önemi gece otururken çitlemesinin zevkli olması.

Hayatında gerçekten önem verdiğin çok insan varsa gerizekalısın ya da safsın. Bir insana gerçekten değer vermenin tek nedeni-tabi ki bence- gülü sana sevdirmiş olmasıdır. Sana birşeyler katmasını geçtim sana hayatın belki asla tadını çıkaramayacağın güzelliklerini göstermiş olmasıdır. Aşkın var olmasını sağlayan şey de bu lan. Çünkü aşk varsa hayat güzeldir, etrafında gördüğün herşey güzeldir ve beraber gidip koklamanızı bekliyordur (burda gülü hatırlatarak şekil yaptım). Eğer bu enfes ayrıcalıga sahip degilseniz boku yediniz ama. Gülün kokusu asla eskisi gibi olmaz, çimenler hiç "o kadar yumuşak" olmaz, gece kumsalda oturup ayı izlemek de meze olmadan içilen rakı gibi boğazında kalır. Bunları özel yapan tek şey sevdiğindir. Başka bir nefes kesici örnek, gözlerin çok güzelse,saçların gerçekten dokunulasıysa, yanağın sıkılacak kadar yumuşaksa, bacağın 3. defa bakılacak kadar mütüşse (buraya milyonlarca sıfat getirebilirim, bence güzel bacak( tabi ki bir bayanda) takdir edilmesi gereken bir güzelliktir. Bacağa bakmak ne zaman ayıp bir davranış oldu gercekten anlayamıyorum lan. "Güzel bacağa bakmak isterim güzel göze bakmak istediğim kadar"-Dante), bunu defalarca farklı insanlardan duymussunuzdur takdir maiyetinde. Egonuz nal gibi değilse artık duymaktan ve sırıtıp basınızı hafifçe eğerken ehe sagol demekten de bıkmışsınızdır zaten. Ama bir gün olur da o "insan"dan duyarsanız bunu o an kafanıza kazınacaktır yıllar boyunca. O kadar orospu olmuş iltifat bile ilk defa duymuşçasına mutlu eder. Çünkü onu özel kılan şey sizin için özel olan şeydir. Bazı güzellikleri görmeniz için bazı güzelliklere ihtiyacınız vardır.
Şekil 1-a da görülen vatandaş da bunları görüyor an itibariyle inanmadıysanız öyle düşünün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder